23 Aralık 2013 Pazartesi

Barış Bıçakçı üzerine veciz sözler | Kutluşad Seferoğlu

barış-bıçakçı_108633Sanatın amacı sanatı meydana çıkarmak ve sanatçıyı gizlemektir.

21 Aralık 2013 Cumartesi

HAYATTA HER ŞEYİ ÇOK İYİ BİLEN İNSANLAR VARDIR


                   Hayatta her şeyi çok bilen insanlar vardır. Hayatın bütün düğümlerini çözmüş, bilge kişiler...Öyle her şeyi bilirler ki bunlar;  parmak uçlarına, belinin kıvrımına, diz kapaklarına, çatalı tutuşuna, dumanı savuruşuna, perdesinin püskülünden, ense köküne kadar bilgi vakur ve " burası zaten hep benimdi , benim kalacak" der gibi yerleşmiştir. Bilginin ağzına sürdüğü "bal" misali kendi kurallarının hüküm sürdüğü 80 m2'lik, 2 m2'lik bilemedin bir insan boyu imparatorluk(!) Gençlik enerjisiyle, sahte mutlulukların ve yalancı özgürlüğün verdiği sahte sarhoşluk.

                 Bilgi güven verir sana. İyiyi, kötüyü, renkleri, zulmü, riyakarlığı, yalanı, acıyı, haseti akla gelebilecek, varlığını insanoğlunun münasip bir zamanında, kendi kandırılmışlığını bastırmak ve kendine dahi bunu unutturmak için ürettiği, içi kurtlu dışı can alıcı kırmızılıkta elma şekerlerini sunar sana. Ve aldanırsın buna. Bilgi güven verir sana...İNANIRSIN VE GÜNENİRSİN ONA...

               O ise kendine inanır. Kendine kanar. İnsanoğlunun en ilkel duygusunu içinde fark etmeden büyütür. Bu arada dilinden sevgi sözcükleri, parmak uçlarından güzellik adına ne varsa onlar akar falan filan... Şöyle bir saçını savurur, yoluna bakar. "Ha ha! işte yine ben!" sesi ruhuyla damarları arasında kalan karanlık köşelerinde yankılanır. "İktidar sahibi olma" insanoğlunun en ilkel ve en vahşi duygusu...
             İNANIRSIN VE GÜVENİRSİN ONA... O ise iktidar canavarının diş çürüğünde kendi yok oluşunun resmini çizmekte...Gülümsemekte...

            

17 Aralık 2013 Salı

Ya Mona Lisa tablosu sahteyse?

      
Mona_LisaOkuma listeme ekleSanat hırsızlığı tarihi profesörü Noah Charney, CNN’de yer alan bir yazısında, Paris Louvre Müzesi’nde bulunan Mona Lisa ile ilgili ciddi iddialar gündeme getirdi. Chaney’e göre 1911’de Vincenzo Peruggia adlı bir İtalyan’ın çalmayı başardığı tablo, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların eline geçmiş ve Avusturya Alplerindeki Altaussee madeninde diğer çalınan eserlerle saklanmıştı. Bu dönemde, Nazilerin oluşturduğu bir ekibin Louvre ve Uffizi müzelerinin de bulunduğu yerlerden 5 milyon eser çaldıkları belirtiliyor. Louvre Müzesi yetkilileri de savaşta ünlü tablonun madende olduğunu ve 1945’te müzeye döndüğünü doğruluyor. Ancak işin ilginç yanı da, Charney’in de dahil olduğu uzmanlar, Naziler tarafından çalınan tablonun kopya olduğu ve gerçek tablonun Fransa’yı terk etmediği görüşünde. Buna göre Louvre Müzesi’ndeki tablonun sahte mi gerçek mi olduğu bir kez daha tartışma konusu oldu.

15 Aralık 2013 Pazar

İstanbul’da Beethoven Festivali

İstanbul’da Beethoven Festivali

Beethoven(1)Beethoven yapıtlarına adanan ve üç konserin verileceği “Beethoven Festivali”, 18-21 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek.
Besteci, yorumcu, klasik müzik tarihinin içinden seçilmiş tema ve farklı performans türleri gibi odaklar çevresinde kurgulanan, bu yıl klasik müziğin en büyük bestecilerinden kabul edilen Ludwig van Beethoven’a adanan festival, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek.
Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) her sezon İstanbullu müzikseverlere sunduğu yeni projelerden olan festival, 2010′da başlayan ve 2 yılda bir gerçekleştirilen BİFO&Fazıl Say Festivali ile dönüşümlü olarak yapılacak. Festival kapsamında, 20 Aralık Cuma akşamı Haliç Kongre Merkezi Sadabad Oditoryumu’nda düzenlenecek etkinlikte, Zeynep Tanbay’ın Beethoven’ın yaylı çalgılar dörtlüleri üzerine koreografisini yaptığı son yapıtı “Symbiosis”in dünya prömiyeri gerçekleştirilecek.
edebiyathaber.net (14 Aralık 2014)

12 Aralık 2013 Perşembe

MERAKLISINA DOSTOYEVSKİ'NİN EVİ


MURAT GÜLSOY'DAN NOTLAR ( YARATICI YAZARLIK MERAKLILARINA)

                 
                    

                     Herkesin bir hikayesi vardır ve herkes hikaye yazabilir. Hikaye, temel bir zihinsel işlevdir. Bir hikaye ancak 5N1K ile anlamlı olur, diyor Murat Hocam.  Yazı yazmak kendi klişelerimizi/ şablonlarımızı okura sunmaktır.
                    Kurmaca metin gerçek olmadığının farkında olmamıza rağmen okuduklarımızı gerçekmiş gibi algılamak üzere kitabın başında bir anlaşmaya imza atarız.
                   
                   Hikaye Nasıl Kurulur?
 
                   Art arda gelen olaylar her zaman neden sonuç ilişkisi barındırmak zorunda değildir. Hangi sahneden sonra hangi sahneyi yazacağımız çok önemli. Bütünlük duygusu bizde estetik duygusunu oluşturur.
 Geveze metin= Hikaye sarkmış= Uzun hikaye
                  Kurmaca yapıtlarda hız çok önemlidir. Hızlı olmalı fakat bazı sahneler uzatılabilir. Hikayede bir yere doğru gidildiği hissi olmalıdır. Hikayedeki kahramanların ve olayların potansiyellerinin gerçekleşmesi önemlidir. Bu enerji metnin başlangıcında okuru ileriye doğru yönelten temel güçtür. "Duvarda bir silah varsa mutlaka patlar." mantığı.
"Çatışma" bize karakteri tanıtır. Hikayeyi çatışma üzerine kurmalı. Beş duyuyu harekete geçirecek şekilde betimleme yapmalı.
Öykülerimin bir kısmı paranoyadan çıkıyor: "Ya şöyle olursa..." gibi. Bazen de somut bir olaydan çıkıyor ya da tarihteki gerçek bir kişiden.
                 Hikaye yazarken içe bakış çok önemli. Değişik ortamlarda çevreye yabancılaşıp öze dönme.

                Finaller...
   
               Roman ve öyküyü en çok sevdiren finalleridir.  Hayatın sonu metnin sonu değildir.

               Değerlendirme

               Hikaye veya romanınızı yazdıktan sonra dikkat edikmesi gereken noktalar:
  • Etkiliyor mu?
  • Dili doğru Kullanıyor mu?
                                  Unutmayın etkilenmiyorsanız, etkileyemezsiniz!

Edebiyat, kağıt ve samimiyet  kokan çok güzel bir sohbetti.




                 

                  

3 Aralık 2013 Salı

HARİTADA KAYBOLMAK (BİRAZ DA YAZAR TANIYALIM)

vtumanov

Vladimir Tumanov

1961’de Rusya, Moskova’da doğan Vladimir Tumanov, 1991’den beri Kanada’da Batı Ontario Üniversitesi’nin Modern Diller ve Edebiyatlar Bölümü’nde ders veriyor. Kraliçeyi Kurtarmak, Tumanov’un çocuklar için kaleme aldığı ilk kitap. Yazar, küçük okurlar kadar eğitimcilerin ve anne babaların da büyük ilgi gösterdiği bu matematik macerasını, dünyada ilk kez Türkçe’de basılan ikinci kitabı Haritada Kaybolmak’ta, yine çocuklar için bir diğer “zor” konu olan coğrafyayla sürdürdü.


                                            

2 Aralık 2013 Pazartesi

Yaratıcılığınızı sınırlayan 5 şey ve onlarla başetmenin yolları

Yaratıcılığınızı sınırlayan 5 şey ve onlarla başetmenin yolları

c8afd68e4f2acdc5fde9f2b286dd15d7Hepimiz zaman zaman şu durumu yaşamışızdır: “Parlak beyaz ekrana gözlerimizi kırparak dik dik bakarız ve beynimiz önümüzde duran Word dosyası gibi boştur.”

30 Kasım 2013 Cumartesi

Amerika’da basılan ilk kitap 14.2 milyon dolara satıldı

ilkkitap450.widec   Kuzey Amerika’da basılan ilk kitap olarak kabul edilen “The Bay Psalm Book”, New York Sotheby’s Müzayede Evi’ndeki açık artırmada 14.2 milyon dolara alıcı buldu. Bu, şu ana kadar bir müzayedede basılı bir esere ödenen en yüksek bedel oldu ve kitap, dünyanın en pahalı kitabı olarak kayıtlara geçti.
1640 yılında Cambridge’te basılan ve o zamandan bugüne 11 nüshası saklanan “The Bay Psalm Book”, Hıristiyan ilahilerin yer aldığı bir kitap. Sotheby’s Müzayede Evi’ndeki açık artırmada 14.2 milyon dolara satılan kitabın 30 milyon dolara kadar teklif alması beklenmişti. Bu beklentinin sebebi de, bundan bir önceki rekorun 2010 yılında John James Audubon’un 11.5 milyon dolara satılan “Birds of America” isimli kitabına ait olmasıydı.
 Kitaba açık artırmada 14.2 milyon teklifini veren kişi ise, Carlyle Group’un kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Amerikalı işadamı David Rubenstein oldu. Sotheby’s, Rubenstein’in kitabı Amerika’daki kütüphanelere kısa süreliğine ödünç vermeyi planladığını söyledi. Sotheby’s Kitap Bölümü Sorumlusu David Redden, “Amerika’nın tarihi ve kültürü açısından bu kitap çok önemli, bu yüzden bu satış bizi çok heyecanlandırdı” dedi. Kitabın diğer nüshalarından biri Boston’daki Eski Güney Kilisesi, Harvard ve Yale üniversitelerinde bulunuyor.
 Kaynak: zete.com (28 Kasım 2013)

Gençler basılı kitabı tercih ediyor

Gençler basılı kitabı tercih ediyor

young-adults-reading-book-21145892İngiltere’de yapılan bir araştırma gençlerin basılı kitapları e-kitaplara tercih ettiğini ortaya çıkardı.

4 Kasım 2013 Pazartesi

NAZİM HİKMETİN BİLİNMEYEN İKİ ŞİİRİ!..(Rüyalarımda daha bir kerre bile hapis olmadım)


*  *  *
Melih Güneş, Nâzım Hikmet’in 1921-1961 yılları arasını kapsayan şiirlerinden seçerek oluşturduğu, 1961 yılında Rusça yayımlanmış kitabını incelerken Türkçe son baskılarda göremediği “Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları” bölümündeki bir şiirinin, Ekber Babayev’in hazırladığı Sofya baskılarında olduğunu fark ediyor. Şairin kendi seçtiği şiirlerinden oluşan Rusça kitapta, Senin Adını Kol Saatımın Kayışına Tırnağımla Kazıdım ile Bugün Pazar şiirlerinin arasında yer verdiği 1938 tarihli şiir, Aydın Aydemir‘in yazdığı 1970 yılında basılan Nâzım kitabında da bulunuyor. Şiir Nâzım Hikmet’in sağlığında basılan, iki ciltlik İtalyanca çevirilerin Poesie cildinde ve SSCB’de Rusça basılan Şiirler ve Uzun Şiirler kitabında da yer alıyor. Türkiye’de önce 1946 yılında, Orhan Burian’ın Kurtuluştan Sonrakiler adlı kitabında ve kitabın yeni baskısında da görülüyor. Daha sonra şairin toplu eserlerinde kendine yer bulamayan bu şiir, uzun yıllar sonra şimdi hayat buluyor:

28 Ekim 2013 Pazartesi

İKİ KASIMDA BAŞLIYORRRRRR!!!

32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 650 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı, 300 etkinlik ve yüzlerce imza günüyle 2-10 Kasım’da Büyükçekmece’deki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’ne kitapseverlerle buluşacak.
resim

18 Ekim 2013 Cuma

VİVALDİ...

En çok bilinen klasik müzik parçası: “Dört Mevsim” | Uğur Ersöz Antonio



                            Vivaldi’nin bestelediği beş yüzden fazla konçerto (sanatçının bir veya birkaç müzik çalgısıyla virtüözitesini ve müzikal yeteneklerini dinleyiciye sunmak amacıyla icra edilen müzik parçasının genel adı) arasında 1723’te bestelediği “Dört Mevsim” başlıklı solo keman ve yaylı çalgılar için konçertoların özel bir yeri olmasına bir neden de

15 Ekim 2013 Salı

OKUDUNUZ MU?

KAYIP GÜL/ SERDAR ÖZKAN

                   İlk sayfalarında açıkçası önyargıyla başlamıştım. Keyif alamayacağım bir kitap olduğunu düşündüm, fakat kitabın yarısına geldiğim andan itibaren bir merak duygusuna kapıldım. Anlatımı da oldukça akıcı olan kitap, merak unsurunun gücüylede bir çırpıda bitiyor. Satır aralarında gezerken "Evet. Ben bu cümleyi arıyordum. Hayatımda eksik ya da şu duyguma tarif olacak cümle bu." diyeceğiniz cümleler yer alıyor. Benim öyle oldu doğrusu. Güzel ve ilginç bir kitap. Bu bayram tatiline sığdırabileceğiniz. Kendinize de hariha bir bayram hediyesi olabilecek masalsı bir kurmaca...

"DÜŞLER GERÇEKLEŞECEK OLANIN MAYASIDIR.";)

 

14 Ekim 2013 Pazartesi

“Lataşiba”: Zıtlıklar üzerine eğlenceli bir senfoni!

“Lataşiba”: Zıtlıklar üzerine eğlenceli bir senfoni!

İrem Uşar’ın yeni kitabı Lataşiba: İki Kentin ArasındaSadi Güran’ın resimleriyle 8-12 yaş grubu için Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlandı.
Çocuk edebiyatının genç yazarlarından İrem Uşar, birbirine zıt kentlerde yaşayan ve yasak olanı keşfetmek için benzer duygularla yola çıkan

13 Ekim 2013 Pazar

Charles Dickens’ın daha önce görülmemiş el yazısı notları ortaya çıktı!

 

El yazısı metinlerde üstü karalanan ve düzeltilen kısımlarsa dijital teknolojiler sayesinde temizlendi.

Böylece, Dickens’ın eserlerini yaratma sürecinde ne gibi aşamalardan geçtiği de gözler önüne serildi.
The Victoria & Albert Müzesi’nin  pilot çalışmasında, yazarın Christmas hikâyesine odaklanıldı. Ian Christie-Miller tarafından geliştirilen yöntem, edebiyat dünyasında büyük heyecan yarattı. Yazar ve şairlerin on binlerce karalanmış, değiştirilmiş el yazmalarının deşifre edilebilmesinin bundan böyle mümkün olacağı düşünülüyor.

Camus’nün Paris’inde gezi

Varoluşçu edebiyatın en önemli isimlerinden, ünlü yazar Albert Camus‘nün 100. doğum günü nedeniyle, Karibu Turizm ve Can Yayınları ortaklaşa bir Paris gezisi düzenliyor.
Dört gün sürecek olan gezi, Yekta Kopan’ın önderliğinde yapılacak. Gezi kapsamında, Camus’nün izini sürülerek yürüdüğü sokaklarda dolaşılacak.
Paris’in Camus’nün düşüncelerini şekillendiren en önemli etkenlerden biri olduğu biliniyor. 1940 yılında Cezayir’den genç bir adam olarak Paris’e ayak basan Camus’nün hayatından merkezinden bundan sonra hep Paris yer almıştır. 1960 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybettiğinde New York Times‘a “Camus olmadan Paris” başlığını attıracak kadar şehre izini bırakmıştır. Oyunları ilk kez Paris tiyatrolarında sahnelenmiş, Montmarte’da otel odalarında romanlarının taslaklarını hazırlamış, Sartre ile dostluk-nefret ikilemindeki ilişkisinin üçüncü unsuru hep Paris olmuştur.
Turda Camus’nün “Yabancı”yı yazarken kaldığı Hotel Mercure’ün yanı sıra Sartre ve Simon de Beauvoir gibi ünlü isimlerle uzun edebiyat sohbetlerini gerçekleştirdiği Cafe de Flore ve Les Deux Magots gibi simgesel mekânlar gezilecek.
Bu gezide Yekta Kopan hem Camus’yü anlatacak hem de onun kitaplarından okumalar gerçekleştirecek.
Camus kitapları ile özdeşleşmiş Gallimard Yayınevi, Camus’nün eserlerinin sergilediği tiyatrolar vb. pek çok yer tur sırasındaki duraklar arasında olacak.
Sadece 16 kişinin katılabileceği tur 6-9 Kasım 2013 tarihleri arasında.
Ayrıntılı bilgiye www.karibu.com.tr‘den ve (0549) 233 90 99 numaralı telefondan ulaşılabilir.

“Aşkımın şiddetinden koptu gönlümün freni, doktor beni sanıyor hâlâ şizofreni.”

Delilik, Bakırköy ve “İnilti” | Halil Emrah Macit

Psikiyatrinin şu an için farmakoterapi ve EKT (Elektrokonvülsif Tedavi) gibi yöntemlerle çözüm aradığı ruhsal davranış bozuklukları bazen kişinin gündelik işlerini yapmasına engel olacak boyutlara varıyorsa o zaman tıp bilimi sizinle ciddi olarak ilgilenmeye başlıyor, ötesi birkaç seans psikoterapi ve basit antidepresanlarla geçiştirilen rutin sağlık durumlarını kapsıyor. Ama iktidar kavramı sizinle ilgilenmeye başladığı andan itibaren artık bir sağlık sorunu taşıyan kişi olarak değil kamusal alanın dışına itilmesi gereken bir “deli” olup çıkıyorsunuz.

7 Ekim 2013 Pazartesi

İlhan Berk’e Ev Ziyareti!!!

“İlhan Berk’e Ev Ziyareti” Anma Sergisi

İlhan Berk,  ölümünün 5. yılında, “İlhan Berk’e Ev Ziyareti” Anma Sergisi ile Bodrum’dan Bursa’ya taşınıyor. 10 Ekim – 20 Kasım tarihlerinde, Bursa’da Nilüfer Belediyesi Nazım Hikmet Kültürevi’nde; şeylerin, nesnelerin, taşların, çamurun, çöpün, evin, odanın, kapının, pencerenin, duvarın, tavanın, merdivenin, masanın, kâğıt kalemin şairine, İlhan Berk’e bir ev ziyareti yapılabilecek.

30 Eylül 2013 Pazartesi

Zeynep Cemali Edebiyat Günü

Zeynep Cemali Edebiyat Günü 2013 gerçekleşti

Günışığı Kitaplığı tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenen çocuk ve gençlik edebiyatı ve yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü 28 Eylül’de, Kadir Has Üniversitesi’nde 261 kişinin katılımıyla gerçekleşti.
Edebiyatçılar, yayıncılar, sanatçılar, akademisyenler, kütüphaneciler ve eğitimcilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve basından yetkililerin katıldığı konferans, yurt çapında 6, 7, 8. sınıf öğrencileri için düzenlenen Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013’ün Ödül Töreni’yle sonlandı.
Konferansın açılış konuşmasını, usta yazar Ayla Çınaroğlu yaptı. Bir zamanlar “çocuk kitabı yazarı” denen kişinin, yazar kimliğini kanıtlamaya çalışan birey olduğunu vurgulayan sanatçı, 45 yıldan bu yana çok yol kat edildiğini, ama hâlâ yapacak çok iş olduğunu söyledi.
Konferansın kapanış konuşmasını kuşağının büyük öykü ustası Cemil Kavukçu yaptı. İçindeki yazarı keşfetmesini, yaratıcı insanların yaşamlarındaki dönüm noktalarını anlatan Kavukçu, “Çocuklar hep varsa, çocuklar için bir şeyler yapacak olanlar da vardır,” dedi.
İletişim, sosyal medya ve pazarlama alanında ülkemizin en önemli uzmanlarından olan Levent Erden, yeni okur profili üzerine ufuk açıcı değerlendirmeler yaparken gençliğin “tekil sosyalleşme” içine girdiğini; kolektif bireyselliğin her türlü otoriteye karşı çıktığını, otoritenin ilk kez bu kadar tehdit altında olduğunu belirtti. Erden, “içine doğanlar” olarak tanımladığı neslin her şeyi hazır ve olmuş bitmiş haliyle bulduğunu ve meraktan yoksun bırakıldığını aktardı. Emir kabul etmeyen, kolektif bireysellikle karşı koymayı öğrenen, ilgi alanları genişlemiş, dikkat aralıkları daralmış bir nesille yüz yüze olduğumuzu ve bu neslin, sandığımızın tersine, çok daha fazla okumaya başladığının altını çizdi.
2010-2013 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü olarak görev yapan Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Türkiye’nin 26 ilinde yaşayan 6.212 katılımcıyla gerçekleştirilen Okuma Kültürü Haritası’nı hatırlattı. Annelerin %70’inin ilkokul mezunu, hiç kitap almayan insan oranının %21,5 olduğunu ve  %83’ün de okuyacağı kitabı satın aldığını paylaşan Kula, henüz yolun çok başında olunduğuna işaret etti.
Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Kenan Kocatürk, sektördeki son gelişmeleri özetlediği konuşmasında, yılda 120-125 bin arası kitap satılan Türkiye’nin, dünya yayıncılık sektöründe 15. sırada geldiğini ve başlık sayısında Fransa’yı yakaladığını belirtti. Sektördeki hızlı değişimi irdelerken, FATİH Projesi’nde sözü edilen 10 milyon 600 bin tabletin ihalesine rağmen, bu büyük yatırımın içeriği ve telifi için ayrılan bütçenin sadece 250.000 dolar olmasını eleştirdi.
TÜYAP Kültür ve Sanat Fuarları Genel Koordinatörü, gazeteci, yazar Deniz Kavukçuoğlu, kentlere yayılan kitap fuarlarına ve edebiyatın kentlerle buluşma dinamiklerine ilişkin gözlemlerini dinleyicilere aktardı. Usta kalem, 1982’de düzenlenen ilk fuarın 26 yayınevi ve 26.000 ziyaretçiyle gerçekleştiğini; bugün 650 yayınevi ve 450.000 ziyaretçiye ulaşıldığına dikkat çekti.
Türkiye’nin önde gelen kitap eklerinin yayın yönetmenleri Cem Erciyes, Filiz Aygündüz, Haldun Çubukçu ve Turhan Günay’ın katıldığı “Kitap eklerinin gözünden çocuk ve gençlik edebiyatı” başlıklı panelde basının edebiyata, yayıncılığa ve okuma kültürüne katkısının yanı sıra çocuk ve gençlik edebiyatına yaklaşımı tartışıldı. Yazar, yayıncı Mine Soysal’ın yönettiği panelde eklerin kitap tanıtımını hedefleyen, edebiyat dergilerinden farklı yapıları ifade edildi. Kitap eklerine gelen haftalık başlık sayısının 400’ü aşabildiği ve bu yüksek talebin tanıtılacak kitapların seçimini zorlaştırdığı belirtilen panelde, çocuk ve gençlik edebiyatı eleştirisini hakkıyla yapacak eleştirmenlerin azlığı noktasında da sözbirliğine varıldı.
Üçüncü Zeynep Cemali Edebiyat Günü, yine Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 Ödül Töreni’yle sona erdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tüm yurtta duyurulan yarışmanın Proje Başkanı, Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Dr. Müren Beykan, 2013 sonuçlarını çeşitli açılardan incelediği konuşmasında, yarışmaya katılan öğrencilerin beşte birinin erkek, büyük çoğunluğun kız öğrenciler olduğuna dikkat çekti. Bu yıl yarışmaya 51 kentin katılmasını sevindirici bir gelişme olarak vurgulayan Beykan, öykülerdeki ergen duygusallığına, “dozu yüksek acılara düşme” haline işaret etti. Konferans; Cemil Kavukçu’nun birinci Dilara Karabekmez’e, Ayla Çınaroğlu’nun ikinci Sıdıka Selin Çolak’a, Necati Güngör’ün üçüncü Beyza Çelik’e ödüllerini vermesiyle sonlanan Ödül Töreni’nin ardından kokteylle sona erdi.
edebiyathaber.net (30 Eylül 2013)

22 Eylül 2013 Pazar

HAYAT 2

Hayatın elleri vardı yağmurdan küçük. Çekti gururun kalın iplerinden ve fırlattı insanoğlunu. Yol boyunca bakakaldı insanoğlu avcundaki aynaya...aynanın yansımasından gördü yitirdiklerini. Artık çok geçti. Son durağa gelmişti...

13 Eylül 2013 Cuma

YAĞMUR KAÇAĞI


 YAĞMUR KAÇAĞI
 

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni  götürecek yoksa beni


geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa  eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

Attila İLHAN
 

BANAYAŞADIĞIN ŞEHRİN KAPILARINI AÇ!..

www.pttkitap.com

10 Eylül 2013 Salı

Spinoza: Otoriteye boyun eğmeyen filozof

Spinoza: Otoriteye boyun eğmeyen filozof | Hasan Saraç

“Monarşik yönetimin en büyük sırrı, insanları denetim altında tutması gereken korkuyu dinin aldatıcı adıyla örtmek ve böylece onların kurtuluş için savaşırcasına esaret için de savaşmalarını ve yalnızca tek bir insan böbürlenebilsin diye canlarını feda etmeyi utanç verici değil, en şerefli bir başarı olarak görmelerini sağlamaktır.”

OLAMAZ MI?

Denizin kenarını değerlendirebildiğim son günler bunlar. Yanımda çayım, kulağımda müziğim...denize fısıldayan pembeliği seyrediyorum. Ben mi pembe görüyorum acaba böyle bir renk yok mu diye de kendimi düşünmekten alamıyorum.Rüzgar tenime değiyor; içimdekileri bırakıyor sıcaklığımı alıp götürürken...Nereye bırakacak acaba? Bir çiçeğin yaprağına yada bir kuşun kanadına mı?.. Hani bir şarkıda geçiyor ya "belki benim kağıt param döne dolaşa senin cebine girmiştir" işte benim sıcaklığımda rüzgarla döne dolaşa tüm evreni gezip tekrar bana gelir mi? Seneye tekrar bu salıncağa otursam yanıma geri gelir mi? Olamaz mı?

HAFTANIN YENİLERİ

Bu haftanın yenileri, “Bülbülün Gözündeki Cin” ve “Örümcek Kapanı”.

6 Eylül 2013 Cuma

TONYUKUK YAZITI

DÜNYA TÜRKÇE KONUŞUYOR!!!

4'ÜNCÜ YAZIT BULUNDU!!!!!!!


Türklerin Göktürk alfabesi ile yazılmış yeni Orhun yazıtları iki parça halinde Moğolistan'da bulunmuştu.

Yıldız Teknik Üniversitesi, Moğol bilim insanlarıyla temasa geçti. Yazıtlar şifrelerinin çözümlenmesini bekliyor

5 Eylül 2013 Perşembe

4 Eylül 2013 Çarşamba

YENİ SBS SİSTEMİ NASIL OLACAK?

Yeni sistem neler getirecek galerisi resim 12013-2014 eğitim öğretim yılından başlayarak 6 temel ders için 8’inci sınıfta öğretmen tarafından dönemsel olarak yapılan sınavlardan bir tanesi MEB tarafından düzenlenecek. Özel okullara ayrı bir sınav hakkı verilmeyecek. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf olanlara, sosyal bilgiler alanlarından soru sorulacak.
         

            Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, binlerce öğrenci, veli ve eğitimcinin merakla beklediği Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi’ni, yani ortaokuldan sonra öğrencilerin hangi lisede okuyacağını belirleyecek sistemi açıkladı. Avcı’nın açıklamalarına göre, yeni sistemin ayrıntıları şöyle:

YAZARLAR NEDEN YAZAR?

       Feridun Andaç, Türkiye’den 50 yazara yönelttiği “Okuma serüveninden yazma eylemine uzanan yolunuzu anlatan bir deneme yazar mısınız?” sorusuna verilen yanıtları Varlık Yayınları’ndan çıkan

1 Eylül 2013 Pazar

EĞİTİM DÜNYASINDAN HABERLER

MEB İlköğretim Kurumları Haftalık Çizelgesinde Değişiklik


lköğretim Kurumları (ilkokul ve ortaokul) Haftalık Ders Çizelgesinde değişikliğe gidildi. Talim ve Terbiye Kurulu’nun kararıyla ilköğretim kurumlarının ortaokul kısmında, 2013-2014 Öğretim Yılından itibaren 5 ve 6’ıncı sınıflardan başlamak ve kademeli olarak uygulanmak üzere değişiklik yapılması kararlaştırıldı.
Buna göre ortaokul 5.ve 6. sınıflara “Bilişim Teknolojileri ve Yazılım” dersi getirildi. Haftada 2 saat zorunlu ders kapsamına alınan bu dersle birlikte, haftalık yabancı dil saatleri bir saat azaltıldı ve haftalık toplam zorunlu ders saati sayısı 28’den 29’a çıktı. Diğer önemli bir değişiklik ise haftalık toplam seçmeli ders sayısının 8’den 6’ya indirilmesi oldu. Yeni çizelgeye erişmek için tıklayınız.

KALİTE, ERİŞİM, HAKKANİYET

"Kalite, Erişim, Hakkaniyet" konulu Uluslararası Konferans gerçekleştirildi.


18-19 Haziran 2013 tarihleri arasında Ankara Swiss Hotel´de gerçekleştirilen uluslararası deneyimlerin paylaşılması ve Türkiye’deki EÇE hizmetlerinin kalitesi için platform oluşturma amaçlı uluslararası konferansa MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ev sahipliği yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitimi Genel Müdürlüğü de, bir yandan 36-66 aylık çocukların eğitim kapsamına alınmasını sağlamak, diğer yandan da EÇE hizmetlerinde kaliteyi artırmak amacıyla Mart 2010’da “Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi”ni başlatmıştı.
Avrupa Birliği’nin mali, UNICEF’in ise teknik desteğiyle MEB bünyesinde uygulanmaya başlanan proje, MEB’e bağlı birimlerde, kamu kurumlarında, belediyelerde ve STK’larda kapasite geliştirerek ve toplum temelli modeller ve ortaklıklar oluşturarak dezavantajlı çocuklar ve aileleri için kaliteli EÇE hizmetleri sunmak ve mevcut hizmetlerin kalitesini geliştirmeyi amaçlıyor.
“Türkiye’de Erken Çocukluk Eğitiminde (EÇE) Yeni Yönelimler: Kalite, Erişim ve Hakkaniyet” başlıklı uluslararası konferans, eşitsizliklerin giderilmesi ve evrensel erişim sağlanması gözetilerek, tüm çocuklar için EÇE kalite çerçevesinin iyileştirilmesinde siyasal kararlılığın güçlendirilmesine ve sektörler arası işbirliğine katkıda bulunma amacıyla düzenlendi.
İki gün süresince gerçekleştirilen oturumlarda uluslararası deneyimlerden yola çıkılarak, Türkiye’deki Erken Çocukluk Eğitiminin kalite standartlarının artırılması için çalışmalar yürütüldü. Erken Çocukluk Eğitimi hizmetlerinde kapasite geliştirme, ortaklık ve alternatif hizmet sunumu gibi son zamanlarda kaydedilen gelişmelerden yola çıkılarak, EÇE’nin ülke genelinde nitelikli şekilde yaygınlaştırılması uzmanlarca tartışıldı.
Kalite standartları oluşturma, kalite standartlarının uygulanması için ölçütlerin belirlenmesi ve kurum açma izin sistemi de konferansın önemli konuları arasındaydı. Erken Çocukluk Eğitiminde Kalite çerçevesinin oluşturulması, izleme ve Kalitenin Arttırılması, EÇE çalışanlarının ihtiyaçları ve yeterlilikleri de diğer panel konularıydı. Konferansta, karar vericiler, yerel yetkililer, STK’lar ve üniversitelerden temsilciler, uygulamacılar, uluslararası ve ulusal kuruluşlar ve araştırma kuruluşları bir araya geldi.
Konferansla ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü sahibini buldu


Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü sahibini buldu
       Sekiz yıldır Türkiye Yazarlar Sendikası ve Muğla Ören Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü bu kez Turgay Fişekçi’nin oldu. Doğan Hızlan, Eray Canberk, Egemen Berköz, Sennur Sezer, Refik Durbaş, Leyla Şahin ve Enver Ercan’dan oluşan seçici kurul, Fişekçi’nin Güzelle Büyü isimli kitabını ödüle değer buldu.
     Ödül, 6-7 Eylül tarihinde Milas Ören’de düzenlenecek Melih Cevdet Anday Şiir Günleri ve Kültür Şenliği’nde yapılacak törenle şaire verilecek.

31 Ağustos 2013 Cumartesi

SALVADOR DALİ'NİN EVİNİ MERAK EDENLERE....

Sanal Gezinti: Salvador Dali’nin evi

İspanya’nın kuzeyindeki  Costa Brava’nın Port Lligat kasabasında 1930′dan itibaren Salvador Dalí ve eşi Gala’nın uzun zamanlarını geçirdikleri evleri yer alıyor. Önce bir balıkçı için küçük bir kulübe olarak yapılan ev, sonraki yıllarda Dali tarafından geliştirilerek videoda görülen haline dönüştü.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

BİR KEDİ, BİR ADAM, BİR ÖLÜM/ ZÜLFÜ LİVANELİ

BİR KEDİ, BİR ADAM, BİR ÖLÜM
 Yaşar Kemal roman için " Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi ,bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." ifadelerini kullanmış. Bu kitap gerçekten çok iyi! Yazar çok değişik bir teknikle kaleme almış eserini. 2001 Yunus Nadi Roman Ödülü alan eserin sayfaları her çevirişinizde " Acaba gerçekten böyle mi olmuş? " duygusunu yaşıyorsunuz ve farklı insanların aynı kaderi yaşayışını iki farklı bakış acısıyla görebiliyorsunuz. Okuyucuya iç muhasebesini yaptıran bir eser. Fazla ip ucu verip okumak isteyenlerin tadını kaçırmak istemiyorum. İyi keşifler...

BİRAZ DA BENDEN...

       Deniz kokusu alır beni ve bir yerlere götürür. Suyun üzerindeki kıpırtılar, kayalara yavaşça dokunuşu, karşı kıyın bana uzanmaya çalışan ışıkları... Bunları izlerken uzaktan bir yerden bir salıncağın demirinin sürtünme sesi ve derinden ama hararetli bir sohbet... Muhtemelen konu memleket meseleleri. Hayat bu işte diyorum birden. Hayat bu!
       Yaz mevsiminin bu güven veren ılık havasını seviyorum. Sanki kulağıma:" Başak havalar bir daha hiç soğumayacak bir daha hiç kış olmayacak." diyor. Bu bana gönlümde de hiç kışın olmayacağını düşündürüyor ve yaz akşamlarının mutluluk oyunlarında başrolü oynatıyor. Bir delinin hayata karşı olan o çılgın ve tutkulu bağlılığıyla bağlanıyorum. Zafer kazanıyorum tekrar tekrar ve tekrar.

BEKLEMEYEN KİTAP

Bu kitabı 2 ay içinde okudunuz okudunuz yoksa yazılar silinecek

Özel bir mürekkep kullanılarak basılan kitabın yazıları güneş ve hava ile temas ettiğinde silinmeye başlıyor. İki ay içerisinde kitap tamamen boş sayfalardan ibaret hale geliyor. 
“The Book That Can’t Wait” (Bekleyemeyen Kitap) projesinin çıkış noktası raflarda yıllarca okunmadan bekleyen kitaplar… Yayınevi, kitapların okunmamasının yazarların yeni kitaplar yazamamasıyla sonuçlandığını düşünüyor.
Projenin aşağıdaki videosunda ise şu ifadeler kullanılıyor: 
“Kitaplar çok sabırlı objelerdir. Onları satın alırız ve kitaplar bizim onları okumamızı bekler. Günler, aylar hatta yıllar boyunca. Kitaplar için bu sorun olmaz ancak yeni yazarlar için sorundur. Eğer insanlar ilk kitaplarını okumazsa hiçbir zaman ikinciyi yazamazlar”
Sonuç mu?
 Başarı.
 Kitabın ilk baskısı ilk gün tükendi. Binlerce yeni sipariş verildi.
 Kaynak: dipnot.tv

BU KİTAP CANLI!!!

            

            İngiliz yazar Silvia Hartmann yeni romanını ‘Google Docs‘ üzerinden okurların gözü önünde yazıyor.
            Bir romanın nasıl yazıldığını merak edenler, Silvia Hartmann’ın “The Dragon Lords” adlı yeni romanının yazım sürecine internet üzerinden tanıklık edebiliyor. Arama motoru Google’ın “Google Docs” hizmeti sayesinde, yazarın her yeni cümlesinin internet kullanıcılarının monitörlerine eş zamanlı olarak yansıdığı belirtiliyor. Tanıtımlara göre, Hartmann’ın “Naked Writer” projesi, okurlara, hikaye ilerlerken yazılanlara dair yorum yapabilme ve hikayenin oluşturulmasına katkıda bulunabilme olanağı da sağlıyor. Romanın yazımına 12 Eylül’de başlayan Silvia Hartmann, okur ve yazar arasındaki ilişkinin sınırlarını zorlamanın inanılmaz bir deneyim olduğunu düşünüyor. Kitaplarını StarFields takma adıyla yazan Silvia Hartmann’ın, yaratıcılık ve kişisel gelişim üzerine çalışmaları da bulunuyor.

27 Ağustos 2013 Salı

Sosyal medya kitap olursa, kitap kapakları nasıl olur?

Sosyal medya kitap olursa, kitap kapakları nasıl olur?
Stéphane Massa-Bidal’ın sosyal medya siteleri için tasarladığı retro kitap kapakları, George Orwell, Shakespeare gibi isimlerin ünlü sözlerine atıfta bulunuyor.


25 Ağustos 2013 Pazar

25 romandan unutulmaz İstanbul tasvirleri tek kitapta toplandı

25 romandan unutulmaz İstanbul tasvirleri tek kitapta toplandı


      
                    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., 19′uncu yüzyılın sonlarıyla 20′nci yüzyılın başlarında yazılan 25 Türk romanındaki unutulmaz İstanbul tasvirlerini tek kitapta topladı. "Türk Romanından Bir Demet İstanbul” adlı kitap, aralarında Namık Kemal’in ”İntibah”ı, Recaizade Mahmud Ekrem’in ”Araba Sevdası”, Halit Ziya Uşaklıgil’in ”Mai ve Siyah”ı, Ahmed Hamdi Tanpınar’ın ”Huzur”u ve Peyami Safa’nın ”Canan” isimli romanının da bulunduğu Türk edebiyatının en seçkin 25 romanından derleme yapılarak hazırlandı.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Kitaplar ortalama kaç sözcükten oluşur?

Kitaplar ortalama kaç sözcükten oluşur?


Amazon’un “Metin İstatistikleri” adlı özelliği kullanılarak verilen rapora göre

23 Ağustos 2013 Cuma

Sigmund Freud: “Yaratıcı yazar, bir çocuğun oyun oynarken yaptığını yapar”

Sigmund Freud: “Yaratıcı yazar, bir çocuğun oyun oynarken yaptığını yapar”

Sigmund Freud, zamanının önemli bir bölümünü rüyanın psikolojisini keşfetmeye ayırmıştı, ancak 1908′de, fantaziyle yaratıcılığın kesiştiği noktaya odaklanan Freud,  “Yaratıcı Yazarlık ve Hayal Kurma” isimli bir makale yazdı. 

franz kafka...

Franz Kafka: Peşinde koşmadığı şöhreti ölümünden sonra yakalayan yazar


“Her devrim gün gelir buharlaşır, ardında yapış yapış bir bürokrasi kalır.”

22 Ağustos 2013 Perşembe

EBRU VE MERVE'YE...

FotoğrafFotoğraf

Beklenmedik zamanda, beklenen bir kahkaha ve sıcak bir sohbettir dostluk. Zamanın nasıl geçtiğini umursamadan eskiden, gelecekten konuşmak... Hayatının bir yerinde mutlaka olacaklarını bilmek...Birileri için sadece mutluluk dilemek; çıkarsız ve yalansız dolansız...Bugün enim için çok güzeldi... Eski öğrencilerim yeni dostlarım Ebru ve Merve için...