25 Ağustos 2017 Cuma

KONSTANTİNİYYE OTELİ/ ZÜLFÜ LİVANELİ OKUDUNUZ MU?

                             Bu yazıya ikinci kez başlıyorum. İlki yaklaşık bir saat önce yanlışlıkla - ama benim yanlışlığım değil bilgisayarımın azizliği - silindi. Önceki daha eğlenceli bir yazı olmuştu ve " Canım kardeşim..." diye başlanmıştı. Yine öyle başlayalım ve az önceki yazıya benzetmeye çalışarak tekrar yazalım.
 Canım kardeşime

iki yıl önce doğum günüde vermiştim bu kitabı sanırım. Geçenlerde "Okudun mu?" diye, sordum. Tabiki okumamış, çünkü kitabı bende. Nasıl geldi ve nasıl benım kitaplarımın arasına karıştığı hakkında bir fikrim yok. Aslına bakılırsa bir fikrim olabilir, belki de çok okumak istemişimdir ve zihnime unutmuş süsü vermiş olabirim. Acaba kitabı alırken içsesim " Ya benim olacaksın ya da kara toprağın!" falan gibi bir şey mi dedi? Her şey olabilir. Neyse benim canım kardeşim benim yüzümden okuyamamış kitabını. Bende dedim ki "Geri götürüm tatilde kitabını, o sırada bende okur bitirirm." dedim. Kitabın yanımda istersen vereyim, dedim. Tabiki kibarlık göstererek "Sen oku, olsun." dedi. Yalnız valizimden bile çıkarmıyorum,  alır falan diye. Sonra bir daha da sormadım zaten. Veremedim elim gitmedi. Ne yapayım, yarım kalmıştı bitirmem lazımdı. İsteseydi verecektim kararlıydım neyse ki istemedi bende blöf yapmıştım zaten. Şu anda hain bir gülümseme yaptığımı söylememe gerek yok sanırım. Kitabı bugün bitirdim en kısa zamanda ulaştıracağım canpareme, ama özür dilerim kardaşım kitabın yarısı dalgalı. Neden mi?Üzerine su dökülmiş bir de onu güzelce emmiş, ama çantamdaydı görmedim. Gördüğümde halının altına falan koyduk peçetelerle sildik ama kurtaramadık. Ben ödünç kitap konusunda çok hassasımdır.  Kitaplarımı vermeyi hiç sevmem. Kitabımı vereceğime o insana yenisini alayım daha iyi. Derinden bağlıyımdır. Çok dikkat ederim. Neden bu sefer böyle oldu anlamadım. Canım kardeşim hem kitabını vermedim birde gitmiş bana iki tane kitap almış. Nasıl güzel bir insan ya! Bende ona kitap ayracı almıştım onuda evde unutmuşum. Tatilden döndükten bir ay sonra aklıma geldi. Aradaki küçük uçurum fark edilmiştir sanırım.
                        Bu kitabı yorumu da böyle olsun. Zülfü Livaneli' ye yorum yapmaya gerek var mı ? Tabiki yok. Yazarın okuduğum her kitabı gibi bu da çok güzeldi. Harika bir üslupla harika bir istanbul hikayesi işlenmiş. Her insanın bir hayatı olur ve o hayatla ilgili her ayrıntıyı -biraz da duyarlıysa- bilir, hisseder. Yazar olmak,  iyi bir yazar olmak böyle bir şey dememk ki. Hiç yaşamadığı detayları sanki yaşıyormuş gibi anlatmak ve karşısındakine yaşatmak. Mutlaka okunmalı.
                                                               İyi okumalar...