Bu yazıya ikinci kez başlıyorum. İlki yaklaşık bir saat önce yanlışlıkla - ama benim yanlışlığım değil bilgisayarımın azizliği - silindi. Önceki daha eğlenceli bir yazı olmuştu ve " Canım kardeşim..." diye başlanmıştı. Yine öyle başlayalım ve az önceki yazıya benzetmeye çalışarak tekrar yazalım.
Canım kardeşime
25 Ağustos 2017 Cuma
18 Mayıs 2017 Perşembe
VANYA DAYI/ ANTOV ÇEHOV' U OKUDUNUZ MU?
1 Mayıs 2017 Pazartesi
21 Nisan 2017 Cuma
28 Ocak 2017 Cumartesi
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İki Kitabı Bulndu
Türk edebiyatını başta “Huzur” romanı olmak üzere
27 Ocak 2017 Cuma
BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ/ GOGOL'U OKUDUNUZ MU?
Normal bir dünyada, normal bir yaşantı sürdüğümüzü düşünmüyor muyuz çoğumuz?Kendi normlarımızı ölçü kabul ederek "normal" demiyor muyuz? "Bencillik" sözcüğü kulağımı tırmaladı, bu cümleleri düşünürken.
İşte bu kitap çevresine karşın ayakta durmaya belki de yaşamaya çalışan bir insanın günlüklerini içeriyor. Gerçekten deli miydi yoksa delirmek mi zorunda kaldı bilinmez. Belki de "Biz normaliz!" diyen insanların arasında deli olmak en kolayı gelmiştir ona.
4 Ocak 2017 Çarşamba
SİNEKLERİN TANRISI / WILLIAM GOLDING'I OKUDUNUZ MU?
Uzun zamandır elimde sürünmek zorunda kaldı zavallım,ama bir sabah uyandım ve karar verdim: "Seni bitireceğim oğlum!" Okurken çok zevk aldığımı söyleyemem. Aslında içeriğinde sembolik ögeler bulunan eserleri okumayı severim.Ama bu kitabı nedense cok sevemedim. Ancak kitabı bitirdikten sonra sonsöz bölümünü mutlaka okuyun derim.Ama sakin kitabi okumadan önce bu kismi okumayin, çünkü o kadar güzel anlatilmis ki kitap; kitabi okumaniza gerek kalmadigini düsünebilirsiniz.
Eser Türkiye Is Bankasi Kültür Yayinlarindan çıkmis ve Ingilizce aslından çevirisini Mina Urgan yapmış. Dili çok akıcı. Rahatlıkla okunabilecek bir kitap.
Kitap Nobel Edebiyat Ödülü almış. Modern Klasik yapitlardan. Bu açıdan mutlaka okuması gerekir diye düsünüyorum. Kitap, başlangıçta bir çocuk kitabı diye düşünülse de öyle değil. Hatta R. M. Ballantyne'nin "Mercan Adası" kitabının çagdaş bir uyarlaması sanılmıstır. Konularına bakıldığın da çok farklı oldukları anlaşılır.
Kitapta altı çizilebilecek çok cümle bulamadım ama sonsöz kısmında altı çizilebilecek çok cümle ve parağraf var. Bir gün bunları bir derlemek istiyorum.
Bakalım atom çağının çocukları yeryüzündeki cenneti simgeleyen bu adayi nasil bir ceheneme çeviriyorlar? İyi okumalar...
3 Kasım 2016 Perşembe
GÖĞÜ DELEN ADAM/ ERICH SCHEURMANN'I OKUDUNUY MU?
Ah bu benim vicdanım! Ne geldiyse başıma onun yüzünden geldi.Yazmayacaktım ama yine dayanamadım. Oturdum bozuk bilgisayarın başına yine yazıyorum işte...Bu kitap benim gözdelerim arasına girdi. Çeviri olmasına rağmen dili oldukça sade ve akıcı. Bir günde okunabilecek kıvamda. Peki, ne anlatıyor bu kitap? Bu kitap bize, bizi anlatıyor. Siz de okurken ben bunları biliyorum zaten diyeceksiniz ama kapalı kaldığınız çemberin içinden çıkamadığınızı ve belki de hiç çıkamayacağınızı göreceksiniz.
Çok uzun yazmak istemiyorum bilgisayarım her an her şeyi silebilir. Yazarımız başına gelen türlü olaylar sonucunda belki de mecbur kalarak misyonerlik amacıyla medeniyetin uğramadığı yerlerden olan Samoa'ya gidiyor ve daha önce bir müddet Avrupa'da kalıp gözlem yapan kabile reisi Tuiavii'nin teknoloji ve medeniyetin insanlara neler getirdiğini ve onlara olan etkisini içeren düşüncelerini kaleme alıyor. Bu notları daha sonra kitap haline getiriyor ve bu kadar ses getireceğini düşünmeden yayımlıyor.
Papalagi "göğü delen adam" anlamına geliyor. Ufukta beliren beyaz yelkenliyi beyaz bir delik olarak görüyor yerliler ve içinden beyaz adamın çıkmasıyla ona bu adı veriyorlar.
İçeriği hakkında daha fazla ayrıntı vermek istemiyorum. Bolca altının çizilebileceği cümlelerin olduğu bir iç ses bu kitap.
Keyifli okumalar diliyorum.
1 Kasım 2016 Salı
GÖĞÜ DELEN ADAM/ ERICH SCHEURMANN'I OKUDUNUZ MU?
Kitap çok güzel arkadaşlar. Yorum yapma niyetiyle yazdığım bir sayfa dolusu şey bilgisayarın azizliğine uğrayınca silindi. Bende sinirden tekrar yazamıyorum. Ama çok güzel gerçekten. Okuyun falan bence... Bende yeni bir bilgisayar alayım.
20 Ekim 2016 Perşembe
CANAN TAN / PEMBE VE YUSUF`U OKUDUNUZ MU?
Yaşamda ezenleri,ezilenleri,umudun ne olduğunu,bekleyişi, sabrı,
gerçekten kardeş olanları ve de olabilenleri anlatan bir solukluk
kitap
17 Mayıs 2016 Salı
KAYIP KİTAPLAR KÜTÜPHANESİ/ ALEXANDER PECHMANN'I OKUDUNUZ MU?
Hemingway'in eşi, yazarın tüm elyazmalarını nasıl çaldırmıştır, Balyac neden yayıncsına kızıp Köy Hekimi romanının ikinci cildini imha etmiştir, james joyce Stephen Hero adını taşıyan iki bin sayfalık el yazmasını neden ateşe atmıştır?
15 Nisan 2016 Cuma
KOVAN/ LALINE PAULL OKUDUNUZ MU?
Bu seferki kitabım Martı Yayınlarından çıkmış. Bu kitabı çok uzun zaman önce almıştım. Sanırım bir seneyi geçmiş olabilir. Kitabı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra hiç de düşündüğüm gibi olmadığını anladım. Biraz hayal kırıklığına uğradım, diyebilirim. Defalarca bırakmayı düşündüm ama her seferinde birkaç gün geçtikten sonra bir daha elime aldım. Zaman zaman sevimli gelse de "Niye okuyorum ben bunu?"diye diye kitabı bitirdim. Ben bu kitabı son iki sayfası için okuyormuşum. Çok güzel bir final olmuş. Gözlerim şöyle bir doluyormuş gibi oldu geri toparladım:) Ortaokulda dondurmasını yalarken dilini arı sokmuş biri olarak arılardan pek haz ettiğim söylenemezdi. Bu kitaptan sonra onlara daha bir ılımlı bakar oldum. Hayatları da hiç kolay değilmiş. İyi okumalar...
14 Şubat 2016 Pazar
ARAMIZDAKİ EN KISA MESAFE/ BARIŞ BIÇAKÇI OKUDUNUZ MU?
Barış Bıçakçı'yı çok severim. Onun kitaplarında derin bir anlam ve duygu sarmalı vardır. Okumadığım birkaç kitabı daha var fakat okumasam da onun kitaplarını sonuna kadar tavsiye edebilirim. Bu kitapta da olduğu gibi hiç bir kitabını okumaktan pişman olmadım. Şu anda içimden tezahürat etmek geldi.
Tomris Uyar ve Turgut Uyar’ın aile arşivinden fotoğrafla
Tomris ve Turgut Uyar’ın oğlu Hayri Turgut Uyar tarafından dijital ortama aktarılan arşiv fotoğrafları
Tomris Uyar’ın “Metal Yorgunluğu” öyküsünde kullandığı fotoğraf.
Tomris Uyar’ın fotoğrafın arkasına yazdığı not: “Edip Cansever, Turgut Uyar ve Mehmed Kemal’le bir pasaj keyfi”.
10 Şubat 2016 Çarşamba
3 Şubat 2016 Çarşamba
İNSAN BEYNİNİ ETKİLEYEN ON ROMAN
Edebiyatın‘iyileştirici’ niteliğinden yola çıkan bir grup bilim insanı, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiğini, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiğini ve ilişki kurmayı kolaylaştırdığını belirledi.
Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor.
Nitelikli bir roman, bu etkileriyle insan beynini de keskinleştiriyor ve insan davranışlarına ilişkin bilgiler veriyor. İki bilim insanı, insan beynini en fazla geliştiren on romanı da tespit etmişler. Listede Tolstoy’un Anna Karenina veya Virginia Woolf’un Bayan Dalloway’ın yanı sıra Muhsin Hamid’in 2007 yılında yazdığı ‘The Reluctant Fundamentalist / Gönülsüz Köktendinci’ isimli romanı da yer alıyor.
Listede yer alan romanlar şöyle:
25 Aralık 2015 Cuma
MUTSUZ OLMAK/WILHELM SCHMID'I OKUDUNUZ MU?
Kitabın arka kapağını pek okumam. Bu kitabı ve yazarı hiç
bilmiyordum. Arka kapağa göz gezdirdiğimde bu kitabı çok seveceğimi anlamıştım.
Size sadece kitabın içinden birkaç cümle yazacağım. Kararınızı siz verin. Ben
okurken çok keyif aldım.
“Mutluluk önemlidir ama anlam
daha önemlidir.”
… “ Ama nasıl bir hayat? Açılmak, temkinle de olsa kendini
hayatın belirsizliklerine bırakmak daha caziptir. Bazen de tam da talihsiz
hadiseler yeni bakış açılarına imkân verir.”
“ Mutluluğunu sağlığa bağlarsa, bir nezle bile onu mutsuz
edebilir. Hep eğlence istiyorsa gönlü, bir saat sıkılmak onu mutsuz etmeye
yeter. Hep genç kalmayı istese, yaşlanmak ona daha fazla acı verir. Hayat sırf
zevk almak için mi yaşanır?”
“ Ne var ki mutluluğu bir tür daimi zevkte aramak, mutsuz
olmanın en emin yoludur.”
Hayatın getirdiği mutluluk ve mutsuzlukları bir bütün olarak
kucaklamak gerektiğini ve hayatın değişmez dengelerinin olduğunu bize akıcı bir
dille anlatan yazar, mutsuz olmaktan korkmamamız gerektiğini nedenleri anlatıyor.
Sohbet tadında bir kitap. İyi okumalar…
TÜRKAN/ AYŞE KULİN'İ OKUDUNUZ MU?
Avuçlarımda
sıcacık bir hayat hikâyesi var. Sıcak, samimi ve gurur duyulacak bir hayat
hikâyesi… Herkes gibi takdir ettiğim Türkan Saylan’ın hayatını okuduğumda ona
olan hayranlığım on kat daha arttı. Ömrünü, ülkesi ve ülkesinin insanları için
harcamış; mesleğine âşık bir insan… Bir profesörün insani duygularını
kaybetmeden aklın ve vicdanın yolunda hiç yılmadan yürünebileceğini gösterdiği
örnek bir hayat Türkan Saylan’ın hayatı.
Türkan doktor, iki
kere vereme yakalanıyor. Biri hamileliği sırasında hem de. Buna rağmen
ihtisasını tamamlıyor, yürümeyen iki evlilik bitiriyor. Burs kazanıyor ve İngiltere’ye
gidiyor. Bu arada iki çocuğunu da yalnız büyütüyor. Çapa’da doçent oluyor. İkinci yabancı dil için
Fransa’ya gidiyor. Burada Lepra çalışmaları yapıyor. Bakırköy Ruh ve Sinir
hastalıları hastanesinde cüzzam pavyonlarında çalışmaya başlıyor. Cüzzamla
Savaş Derneği’ni kuruyor. İngiltere’de bununla ilgili çalışmalar yapıyor ve bunları
burada uyguluyor. Bu arada tezini yazıyor ve profesör oluyor, Lepra Araştırma
ve Uygulama Merkezi’nde müdürlük yapıyor. İngiltere dermatologlarının ünlü
kulübü Dowling Club’ın onur üyesi seçiliyor. Dermatolojinin Anabilim Dalı Başkanlığı’na
atanıyor. ÇYDD’yi kuruyor. Anadolu’nun en ücra köşelerinde gönüllü genç
doktorlarla cüzzam taramaları yapıyor. Bu insanların iyileşebileceğini ve diğer
insanlar gibi sosyal hayatın içerisinde dışlanmadan yaşayabileceğini herkese
kanıtlıyor. Sadece bu insanları iyileştirmekle kalmıyor onların hayatlarının
geri kalan kısmında da yanında oluyor. İş sahibi yapıyor, yuva kuracaklara
yardımcı oluyor, çocukları olduklarında o çocuklara eğitim bursu bularak bir
ömür boyu onların yanına oluyor ve Türkan hoca söyle diyor: Çünkü hekimlik acılara
eğilmektir, acıları dinlemektir, acıları dindirmektir. Sonsuz özveri ister. Bence bu söz onun nasıl bir yüreğe sahip
olduğunu en acık şekilde bize anlatıyor.
13 Aralık 2015 Pazar
OTOMATİK PORTAKAL'I OKUDUNUZ MU?
"Tüm hayvanların en zekisi iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenler kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum..." diyor yazar.
Türkiye İş Bankası yayınlarından çıkan kitap geceleyin sokaklarda
8 Aralık 2015 Salı
FAKAT MÜZEYYEN BU DERİN BİR TUTKU'YU OKUDUNUZ MU?

İletişim yayınlarından çıkan incecik bir kitap. İncecik ama insanın burnunun direğini sızlatıyor. Yanlış hatırlamıyorsam kitap geçen sene çıktı ve bir çok yerde bu kitabı gördüm. Kapağı ve adı çok dikkatimi çekti. Ama çok gördüğüm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















