30 Eylül 2013 Pazartesi

Zeynep Cemali Edebiyat Günü

Zeynep Cemali Edebiyat Günü 2013 gerçekleşti

Günışığı Kitaplığı tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenen çocuk ve gençlik edebiyatı ve yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü 28 Eylül’de, Kadir Has Üniversitesi’nde 261 kişinin katılımıyla gerçekleşti.
Edebiyatçılar, yayıncılar, sanatçılar, akademisyenler, kütüphaneciler ve eğitimcilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve basından yetkililerin katıldığı konferans, yurt çapında 6, 7, 8. sınıf öğrencileri için düzenlenen Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013’ün Ödül Töreni’yle sonlandı.
Konferansın açılış konuşmasını, usta yazar Ayla Çınaroğlu yaptı. Bir zamanlar “çocuk kitabı yazarı” denen kişinin, yazar kimliğini kanıtlamaya çalışan birey olduğunu vurgulayan sanatçı, 45 yıldan bu yana çok yol kat edildiğini, ama hâlâ yapacak çok iş olduğunu söyledi.
Konferansın kapanış konuşmasını kuşağının büyük öykü ustası Cemil Kavukçu yaptı. İçindeki yazarı keşfetmesini, yaratıcı insanların yaşamlarındaki dönüm noktalarını anlatan Kavukçu, “Çocuklar hep varsa, çocuklar için bir şeyler yapacak olanlar da vardır,” dedi.
İletişim, sosyal medya ve pazarlama alanında ülkemizin en önemli uzmanlarından olan Levent Erden, yeni okur profili üzerine ufuk açıcı değerlendirmeler yaparken gençliğin “tekil sosyalleşme” içine girdiğini; kolektif bireyselliğin her türlü otoriteye karşı çıktığını, otoritenin ilk kez bu kadar tehdit altında olduğunu belirtti. Erden, “içine doğanlar” olarak tanımladığı neslin her şeyi hazır ve olmuş bitmiş haliyle bulduğunu ve meraktan yoksun bırakıldığını aktardı. Emir kabul etmeyen, kolektif bireysellikle karşı koymayı öğrenen, ilgi alanları genişlemiş, dikkat aralıkları daralmış bir nesille yüz yüze olduğumuzu ve bu neslin, sandığımızın tersine, çok daha fazla okumaya başladığının altını çizdi.
2010-2013 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü olarak görev yapan Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Türkiye’nin 26 ilinde yaşayan 6.212 katılımcıyla gerçekleştirilen Okuma Kültürü Haritası’nı hatırlattı. Annelerin %70’inin ilkokul mezunu, hiç kitap almayan insan oranının %21,5 olduğunu ve  %83’ün de okuyacağı kitabı satın aldığını paylaşan Kula, henüz yolun çok başında olunduğuna işaret etti.
Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Kenan Kocatürk, sektördeki son gelişmeleri özetlediği konuşmasında, yılda 120-125 bin arası kitap satılan Türkiye’nin, dünya yayıncılık sektöründe 15. sırada geldiğini ve başlık sayısında Fransa’yı yakaladığını belirtti. Sektördeki hızlı değişimi irdelerken, FATİH Projesi’nde sözü edilen 10 milyon 600 bin tabletin ihalesine rağmen, bu büyük yatırımın içeriği ve telifi için ayrılan bütçenin sadece 250.000 dolar olmasını eleştirdi.
TÜYAP Kültür ve Sanat Fuarları Genel Koordinatörü, gazeteci, yazar Deniz Kavukçuoğlu, kentlere yayılan kitap fuarlarına ve edebiyatın kentlerle buluşma dinamiklerine ilişkin gözlemlerini dinleyicilere aktardı. Usta kalem, 1982’de düzenlenen ilk fuarın 26 yayınevi ve 26.000 ziyaretçiyle gerçekleştiğini; bugün 650 yayınevi ve 450.000 ziyaretçiye ulaşıldığına dikkat çekti.
Türkiye’nin önde gelen kitap eklerinin yayın yönetmenleri Cem Erciyes, Filiz Aygündüz, Haldun Çubukçu ve Turhan Günay’ın katıldığı “Kitap eklerinin gözünden çocuk ve gençlik edebiyatı” başlıklı panelde basının edebiyata, yayıncılığa ve okuma kültürüne katkısının yanı sıra çocuk ve gençlik edebiyatına yaklaşımı tartışıldı. Yazar, yayıncı Mine Soysal’ın yönettiği panelde eklerin kitap tanıtımını hedefleyen, edebiyat dergilerinden farklı yapıları ifade edildi. Kitap eklerine gelen haftalık başlık sayısının 400’ü aşabildiği ve bu yüksek talebin tanıtılacak kitapların seçimini zorlaştırdığı belirtilen panelde, çocuk ve gençlik edebiyatı eleştirisini hakkıyla yapacak eleştirmenlerin azlığı noktasında da sözbirliğine varıldı.
Üçüncü Zeynep Cemali Edebiyat Günü, yine Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 Ödül Töreni’yle sona erdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tüm yurtta duyurulan yarışmanın Proje Başkanı, Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Dr. Müren Beykan, 2013 sonuçlarını çeşitli açılardan incelediği konuşmasında, yarışmaya katılan öğrencilerin beşte birinin erkek, büyük çoğunluğun kız öğrenciler olduğuna dikkat çekti. Bu yıl yarışmaya 51 kentin katılmasını sevindirici bir gelişme olarak vurgulayan Beykan, öykülerdeki ergen duygusallığına, “dozu yüksek acılara düşme” haline işaret etti. Konferans; Cemil Kavukçu’nun birinci Dilara Karabekmez’e, Ayla Çınaroğlu’nun ikinci Sıdıka Selin Çolak’a, Necati Güngör’ün üçüncü Beyza Çelik’e ödüllerini vermesiyle sonlanan Ödül Töreni’nin ardından kokteylle sona erdi.
edebiyathaber.net (30 Eylül 2013)

22 Eylül 2013 Pazar

HAYAT 2

Hayatın elleri vardı yağmurdan küçük. Çekti gururun kalın iplerinden ve fırlattı insanoğlunu. Yol boyunca bakakaldı insanoğlu avcundaki aynaya...aynanın yansımasından gördü yitirdiklerini. Artık çok geçti. Son durağa gelmişti...

13 Eylül 2013 Cuma

YAĞMUR KAÇAĞI


 YAĞMUR KAÇAĞI
 

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni  götürecek yoksa beni


geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa  eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

Attila İLHAN
 

BANAYAŞADIĞIN ŞEHRİN KAPILARINI AÇ!..

www.pttkitap.com

10 Eylül 2013 Salı

Spinoza: Otoriteye boyun eğmeyen filozof

Spinoza: Otoriteye boyun eğmeyen filozof | Hasan Saraç

“Monarşik yönetimin en büyük sırrı, insanları denetim altında tutması gereken korkuyu dinin aldatıcı adıyla örtmek ve böylece onların kurtuluş için savaşırcasına esaret için de savaşmalarını ve yalnızca tek bir insan böbürlenebilsin diye canlarını feda etmeyi utanç verici değil, en şerefli bir başarı olarak görmelerini sağlamaktır.”

OLAMAZ MI?

Denizin kenarını değerlendirebildiğim son günler bunlar. Yanımda çayım, kulağımda müziğim...denize fısıldayan pembeliği seyrediyorum. Ben mi pembe görüyorum acaba böyle bir renk yok mu diye de kendimi düşünmekten alamıyorum.Rüzgar tenime değiyor; içimdekileri bırakıyor sıcaklığımı alıp götürürken...Nereye bırakacak acaba? Bir çiçeğin yaprağına yada bir kuşun kanadına mı?.. Hani bir şarkıda geçiyor ya "belki benim kağıt param döne dolaşa senin cebine girmiştir" işte benim sıcaklığımda rüzgarla döne dolaşa tüm evreni gezip tekrar bana gelir mi? Seneye tekrar bu salıncağa otursam yanıma geri gelir mi? Olamaz mı?