18 Mayıs 2014 Pazar

HAKAN GÜNDAY/ AZ OKUDUNUZ MU?

azHakan Günday adını daha önce duymuştum, fakat kitabını okumamıştım. Bir arkadaş toplantısında yeni tanıştığım bir arkadaşım tavsiye etti. Kitabın içinde geçen bir kaç cümle söyledi. İlgimi çekti kitap. "Okumak istediklerime bir yenisi daha eklendi" diye düşündüm, ama bu kitaba karşı olan merakımın bu kadar büyük olduğunu onu bir kitapçıda görünceye kadar anlamadım. Dükkandan tam çıkmak üzereyken gözüme takılmasıyla onu almam bir oldu.Okuyacaklarım arasında da ilk sırayı aldı birden. İyi ki  arkadaşım tavsiye etmiş ve iyi ki merak etmişim diye düşünüyorum şimdi.
her gün haberlerde izlediğimiz çevremizden duyduğumuz can acıtan ama kendimize uzak tuttuğumuz olayları duyguları öyle güzel bir kurmacayla vermiş ki... Bir duygu harmanı roman... Şiddetin mayasını oluşturduğu öfkeyi, kalabalıkların soğuk yalnızlığını, hırsı, çaresizliği; kadın, erkek ve çocuk penceresinden anlatıldığı romanın bir parçası gibi hissedeceksiniz kendinizi...Belki de bilinç altınızda sakladığınız korkularınızı keşfedecek, başkalarının hayatlarına şahit oluyorum zannederken kendi dünyanızdan kesitler bulacaksınız... İyi okumalar...

18 Nisan 2014 Cuma

KENDİNE AİT BİR ODA/ VIRGINIA WOOLF OKUMALI!!!!

 
                                 Kitap, 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni açan Cambridge Üniversitesi'nde kız öğrencilerine hitaben yaptığı konuşma üzerine şekillenmiştir. Kadın hareketinin elden düşürmediği önemli kitaplardan biri olan Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un belki de en kolay okunan kitabıdır. Kolay okunur, çünkü konu çok somuttur: “Kadın ve edebiyat.”  Kadın, Kurmaca ve erkek dünyasının kadınlar üzerindeki ezici etkisini açıkça, örnekler vererek gözler önüne seren bir kitap.
"... Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler.
... İşte bu yüzden Napoleon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar, eğer onlar aşağı olmasalardı kendileri büyüyemezdi."
 
Satırları okurken aradan geçen onlarca yıla rağmen aslında pek bir şey değişmediğini; kadınların hala erkek dünyasında yaşamaya çalıştığını ve insan olduğunu kanıtlamaya çalıştığını göreceksiniz.
 
Eğer kadınsanız ve kurmaca yazacaksanız 2014 yılında da paranız ve kendinize ait bir odanız olmalı. Bunlara sahipseniz şanslısınız demektir. Viginia Woolf'un anlattıkları aradan geçen yaklaşık seksen yıla rağmen geçerliliğini koruyor ve bugünü  dünden bize gösteriyor.
 
 
 

9 Nisan 2014 Çarşamba

Ünlü yazarlar, yazmakla ilgili neler dediler?

 

Sheet of blank paper in TypewriterAşağıda, yazmak konusunda modernizmin bazı usta yazarlarından öneriler bulabilirsiniz. Derleme brainpickings.org adlı internet sitesinden Maria Popova’ya ait.

3 Nisan 2014 Perşembe

-22- BRİTANYA YOLU'NU OKUDUNUZ MU?

İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'de geçen etkileyici bir hikaye.İnsan ilişkilerinin karmaşıklığının aslında nasıl basit ama kuvvetli olduğunu gösteren bir ayna. Kurgusu kuvvetli, etkiletici bir roman. Bir çırpıda okunabilecek cinsten:)

24 Mart 2014 Pazartesi

KOCAELİ'DE "NEHİR"E GİRMEK



Jez Butterworth' un yazdığı Haluk Bilginer'in yönettiği ve kısır ask döngüsünün işlendiği, bir oyun. Oyuncular herkesin yakından tanıdığı büyük usta Haluk Bilginer, Ayça Bingöl ve Canan Ergüder. Dekordaki ayrıntılar, ışık ve müzikler harikaydı. izleyene sanki odanın bir köşesinde oturuyormuşsunuz duygusunu yaşatması harikaydı. Oyun yaklaşık 70 dk. sürüyor. Akıcı, ağızda hoş bir tat bırakan, samimi bir oyun. İzlerken ben bu oyunun neresindeyim diye düşünüyorsunuz. Hemen herkesin yaşadığı, ne aradığını bilememiş olmanın vermiş olduğu şaşkınlığı ve karmaşayı çok güzel anlatmış. Nehir ve su imgeleri çok iyi seçilmiş bence. Nehir "hayatı" sembolize ederken, bir şeylerin bizim elimizde olmadan akıp gitmesi, kaybediş; tam olarak sözlerini hatırlayamasam da "nehir de seni görebildi mi peki?" sorusu insanoğlunun hayatta iz bırakabilmesi açısından çok manidardı. Kadının yüksek bir kayadan çırılçıplak nehre atladığını anlatıldığı sahne müthişti. Oyunda adam bu sahneyi, kadını "dürüst ve çok cesur" göründüğünü ve kendisinin de öyle olması gerektiğini söylerken bence her kadın kendinden bir şeyler buluyordur. Biz kadınlar hayat karşısında gerçekten de öyle değil miyiz? Balıklama atlarız genelde:) Kadın karakterlere baktığınızda hepsinin Hemen hemen aynı kişilik özellikleri taşıdığı görülüyor. Heyecanlı, coşkulu, hızlı konuşan, neşeli tipler ve hiç birinin adı yok. oyunda bahsedilen sadece bir balıkçı Danny var. Onun haricinde isim geçmiyor. Bu da çok anlamlı geldi. Aynı İnsan tipleri ve aynı olaylar... İsim önemli değil.... Basit ama gerçek bir oyun. İzlenmeye değer. İyi seyirler....

3 Mart 2014 Pazartesi

DELİ ÇOCUĞUN GÜNCESİ'Nİ OKUDUNUZ MU?

                              
En büyük delilik insanın kendi tımarhanesinden kaçması, bu kitapta çocukluğunuza dair bir şeyleri çok göreceksiniz.
“Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim”  Deli Çocuğun Güncesi / Özgür Bacaksız.

                             Yazar kendi penceresinden bir oyun seyretmiş ve bunu en iyisi anlatayım demiş. Böyle bir kitap "Deli Çocuğun Güncesi"... Bir çırpıda okuyabileceğiniz, okurken kafanızı boşaltabileceğiniz bir not defteri sanki. Bir yolculuk esnasında okunursa sonrasında otobüsün penceresinden dışarıyı seyrederken bulacaksınız kendinizi...

           "Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim."

                                

27 Şubat 2014 Perşembe

Oğuz Atay’la “Tutunamayanlar” üzerine

 


Pakize Kutlu’nun Oğuz Atay’la yapmış olduğu aşağıdaki röportaj Yeni Ortam’da 30 Eylül 1972 tarihinde yayımlanmıştır.
1970 TRT Roman Ödülü’nü kazanan ilk romanınız Tutunamayanlar’a karşı eleştirmenlerimiz genellikle yaklaşmaktan kaçınır bir tavır takındılar. Romanınızı ödüllendiren TRT seçici kurul üyesi edebiyatçılarımız da bu suskunluğa katılır göründüler. Tavrı bütün olarak nasıl yorumluyorsunuz?